EFSANELER

KARAGÖL EFSANESİ

Kıbrıscık-Karagöl civarında köylerde Karagöl’le ilgili bir efsane anlatılır.

“Karagölün bulunduğu yerde yeşillikler içinde güzel mi güzel bir köy vardır. Köyün güzelliğine karşın insanları pek iyi değilmiş. Köyde bulunan aileler çok zenginmiş. Fakat köyün kenarında küçük bir ev varmış. Bu evde dul bir kadınla küçük kızı yokluk içinde yaşarmış.

Köye bir gün yaşlı, ak sakallı bir ihtiyar gelmiş. Yolu üzerinde ki bu köyde konaklamak istemiş. Kapısını çaldığı köylüler yaşlı ihtiyarı misafir etmemişler. İhtiyar çaresiz köyden ayrılmak üzere iken bu küçük evi görmüş. Kapısını çalmış. Kapıya çıkan anne ve küçük kız onu içeriye almışlar.

Yaşlı ihtiyarın karnını doyurmuşlar. Küçük evlerinde bir köşeye yatak serip onu misafir etmişler.

Yaşlı ihtiyar Hızır’mış. Sabah evden ayrılırken onlara “Bak kızım, çocuğunu al ve hemen köyden uzaklaş.Sakın arkana bakma” demiş.Sonra birdenbire ortadan yok olmuş.Kadın da korku ve telaşla kızını yanına alarak köyden ayrılmış.Deveci Köyü’ne doğru yola çıkmış. Bir süre gittikten sonra köyün görüldüğü bir sırta çıkmış. Merakla geriye dönüp köye bakmış. Köy ortadan kalkmış, olduğu yerde bir göl oluşmuş. Ancak Hızır’ın sözünü dinlemediği için kendisi ve kucağında çocuğu taş olmuş.
Emin TEKEMEN-1998


GELİN KAYASI

Kıbrıscık’ta insanların hayvancılıkla uğraştığı günlermiş. Yaz aylarında Köroğlu çevresinde yayları otlak olarak kullanırlarmış.Kış gelirken koyun ve keçi sürüleri daha sıcak olan Polatlı Haymana,Sivrihisar yöresine gidermiş.Sürülerin arkasında çobanlar her yıl bu göçü yaşarmış.

Yine koyun keçi sürülerinin yola çıktığı bir gün Ali çoban sürüsü ile yola çıkar. Çoban Ali, çok güzel kaval çalarmış. Koyunları ilede kavalı ile anlaşırmış. Kıbrıscıktan sürüsü ile ayrılıp Beypazarı çevresinde Gelin kayası denilen yere gelmiş. Koyunlar öğle sıcağında tolanınca o da bir gölgeye kepeneğini serip oturmuş.Azığını çıkarıp karnını doyurmaya başlamış. Bu sırada yanına atı ile ağası gelmiş. Koyunların durumunu sormuş. Onlar konuşurken Polatlı tarafından bir gelin alayı gözükmüş. Eğlence içinde gelin alayının yaklaştığını gören ağası Ali’ye “ Bak Ali çok güzel kaval çaldığın söylenir. Şu gelen gelin alayını görüyorsun. Eğer atın üzerinde bulunan gelini atın üzerinden , solundan indirip, sağından ata binmesini kavalla sağlarsan bu sürüyü sana bağışlarım” demiş. Ali sakin bir şekilde kavalını çıkarmış. Gelin Kayasının üzerinden kavalını çalmaya başlamış.Ali kavalı ile geline yalvarmaya ve ağanın söylediklerini anlatmaya başlamış. Kaval sesi önce gelin alayının sonra gelinin dikkatini çekmiş. Bir süre sonra kavalın dilini anlayan gelin Ali’nin yalvarmalarına dayanamayarak atın üzerinden sol taraftan yere atlamış ve sağ tarafa dolaşıp tekrar ata binmiş. Ağa bu durum karşısında sözünü tutmuş ve Ali’ye sürüyü bağışlamış ve gelin alayı ile oradan uzaklaşıp gitmiş.

İşte bu gün Kıbrıscık’ta düğünlerde gelin ata binerken kavalla çalınan gelin havasının bu ezgi olduğu söylenir.
Emin TEKEMEN _1998


GÖKÇEOĞLAK

Çok eski zamanlardan birinde, Kıbrıscık’ta bir köyde Gökçe derler bir çocuk yaşarmış.Gökçe’nin babası ,o çok küçükken ölmüş. O geride kalan anne ve kardeşine bakmak zorunda kalmış. Zengin bir ağanın keçi sürüsünü otlatan bir çobana çırak durmuş. Çobanla birlikte keçi sürüsünü otlatmaya başlamışlar.Ağa çok sert ve acımasızmış.Keçilerini de çok severmiş.Sürünün içinde ise sevimli mi sevimli bir oğlak varmış. Ağa her gelişinde oğlağı yakalar,sever ve gözünü ondan ayırmazmış.

Bir gün çobanla birlikte Yaladan orman içine sürüyü salarlar. Akşama yaylaya dönerler. Yaylaya geldiklerinde ağanın sevdiği oğlak ortada yoktur. Büyük bir telaşa kapılırlar. Oğlağı ararlar,ararlar. Fakat bulamazlar. Çoban Gökçeye kızar. Oğlağı bulmadan sürünün yanına dönmemesini söyler.Gökçe çaresiz oğlağı aramaya devam eder. Korkusundan sürünün yanına da dönemez. Çaresizlik içinde Allah’a yalvarmaya başlar. “Ey güzel Allah’ım, ya sen benim canımı al ya da beni bir kuş yap.”der.Bunun üzerine ilahi bir sesle. “ Dileğin kabul oldu. Dirseğini yala . Kuş olursun” dendiğini duyar. Söyleneni yapar ve kuş olur. Oğlak gibi meleyerek kuş haliyle oğlağı aramasını sürdürür.

Kıbrıscık yaylalarında, Sinnecik’te, Goccuk’ta, Serke’de geceleri bir oğlak sesi duyarsanız şaşırmayın. Çünkü böyle bir kuş var. Yukarıdaki efsane de onun için anlatılır.
Emin TEKEMEN-1998


 
 
Milli Eğitim Bakanlığı Web Adresi: www.meb.gov.tr
Site için uygun olan çözünürlük 1024 x 768 pikseldir.